Soğuk Savaş sonrası görece “ikincil kriz sahası” olarak görülen Kıbrıs, günümüzde Doğu Akdeniz enerji denkleminin, istihbarat operasyonlarının, askerî yığınaklanmanın ve bölgesel bloklaşmaların merkezine oturmuştur. Ada’nın jeopolitik yeniden tanımlanışını belirleyen temel faktörler şu biçimde öne çıkmaktadır:
1.1 İsrail’in Genişleyen Sözde Güvenlik DoktriniGKRY ile kurumsallaşmış askerî-istihbari işbirliği, Mossad’ın Güney’deki operasyonlarının resmen teyidi, Larnaka ve diğer noktalarda yoğunlaşan İsrail güvenlik hatları.
1.2 ABD-AB Ekseninin Ada’daki Askerî Varlığı
ABD’nin GKRY’ye yönelik silah ambargosunu kaldırması, Larnaka’da Amerikan konuşlanmaları ve eğit-donat altyapıları, Fransa’nın Ada üzerinden yürüttüğü caydırıcılık politikası, AB’nin GKRY’yi “Doğu Akdeniz ileri karakolu” olarak konumlandırması.
1.3 Enerji Şirketlerinin Sondaj Faaliyetleri ve Tek Taraflı GKRY Tutumu
Avrupa merkezli şirketlerin bölgedeki sondaj faaliyetleri, kimi zaman Türkiye’nin Münhasır Ekonomik Bölge sahalarını ihlal ederken, kimi zaman da GKRY’nin tek taraflı uygulamaları nedeniyle Kıbrıslı Türklerin 1960 düzeninden doğan doğal kaynak hakları açık biçimde gasp edilmektedir. Tüm bu riskler yanında, Güney’de hızla etkili olan bu jeopolitik ortam KKTC açısından yalnız tehdit değil, aynı zamanda müzakere, güvenlik ve dış politika açısından stratejik fırsat pencereleri yaratmaktadır.
1.4 İngiltere’nin Üslerinin Stratejik Derinleşmesi
Ağrotur ve Dikelya üslerinin NATO içindeki fonksiyonlarının genişlemesi, Ada’yı Batı ittifakının ileri projeksiyon sahasına dönüştürmüştür.
1.5 Türkiye’nin Mavi Vatan Jeopolitiği
KKTC ile askerî koordinasyonun derinleştirilmesi, Deniz yetki alanlarının yeniden tanımlanması, KKTC’de askerî personel sayısının artırılması, Teçhizat modernizasyonu, Güvenlik mimarisinin güçlendirilmesi.
1.6 Rusya ve Çin’in Akdeniz’de Artan Çevreleyici Nüfuzu
Rusya’nın Akdeniz’de ağırlığını koruma politikaları, Çin’in Doğu Akdeniz liman yatırımları ve ekonomik nüfuz siyaseti. Bu unsurlar Ada’yı yalnız bir “çatışma bölgesi” değil, çok aktörlü küresel rekabetin sinir uçlarından biri haline getirmiştir.
2. Bölgesel Güvenlik Gerçekliği: İsrail Faktörü ve Türkiye-KKTC Askerî Entegrasyonu
Netanyahu yönetiminin KKTC’yi açık biçimde hedef göstermesi, İsrail basınında KKTC’nin “güvenlik tehdidi” olarak kodlanması, Ada’daki rekabetin sertliğini artırmıştır. Bu nedenle Türkiye:
KKTC’de askerî personel sayısını artırmış, Teçhizat modernizasyonu gerçekleştirmiş, Güvenlik altyapısını stratejik düzeyde güçlendirmiştir. NATO’nun konuya ilişkin açık destek verememesi İsrail’in etkisini artırsa da Türkiye’nin stratejik kararlılığı denklemin belirleyici unsurudur.
3. KKTC İç Siyasetinde Yeni Parametreler: Erhürman’ın Beklenmedik Yönelim Değişimi
Ekim ayında KKTC Cumhurbaşkanı olarak seçilen Tufan Erhürman, seçim öncesi daha federal çözümü önceleyen sol-merkez bir çizgide görülürken seçim sonrası üç eksende belirgin bir yönelim değişimi sergilemiştir.
3.1 Diplomatik Öncelik: Hristodulidis’ten Önce Ankara Temasları
Erhürman’ın GKRY liderinin tebrik telefonuna cevap vermeyerek ilk temasını Ankara ile yapması sembolik ve stratejik bir kırılmadır.
3.2 Söylemsel Yeniden Konumlanış
Ankara temaslarında Erhürman: Federal çözümü geri plana çekmiş, Egemenlik ve iki devleti vurgulamış, Türkiye’nin garantörlüğünü merkeze yerleştirmiş, Güney’deki yabancı askerî varlığına karşı sert bir dil benimsemiştir.
3.3 Sol Tabanın Yeni Siyasal Kültürü
Türkiye karşıtlığı üzerinden şekillenen klasik sol refleksin bu yeni söyleme tepki göstermemesi, aksine desteklemesi, siyasal kültürde paradigmatik dönüşümü göstermektedir.
3.4 Türkiye’nin Seçim Stratejisinin Okunması
Erdoğan’ın Bahçeli’nin “KKTC Türkiye’ye katılsın” çıkışına mesafeli durması, Ankara’nın stratejik okumayı daha derin bir zeminde yaptığını göstermektedir. Erhürman’ın dönüşümü, Batı tarafından daha kolay kabul edilirken sol tabanı da ikna etmektedir.
4. Erhürman’ın Hristodulidis’e Sunduğu 10 Maddelik Paket: Teknik Görünümden Stratejik Baskıya
Paket; AB hukuku, mülkiyet, geçiş noktaları, hellim coğrafi işareti, spor, teknik komiteler, güvenlik koordinasyonu gibi alanlarda GKRY’nin yıllardır kaçındığı yükümlülükleri masaya çeken stratejik bir baskı mimarisidir.
5. Müzakere Koşulları: İki Devletli Çözümün İnşa Edilmiş Zeminleri
Erhürman’ın koşulları iki devletli çözümün meşruiyetini güçlendirmektedir: Sürecin takvime bağlanması, Açık uçlu müzakerelerin reddi, Siyasi eşitliğin tartışılamaz olması, Yeni müzakere mimarisi, Rum tarafı tıkarsa KKTC’ye ambargoların kaldırılması için BM süreci talebi.
Rum liderin Türk askerinin tamamen çekilmesini ön koşul yapması, masayı tıkayan tarafı açıkça görünür kılmaktadır.6. Kıbrıs’ta Yeni Bir Siyaset Dönemi ve Stratejik Yeniden Konumlanış
İki temel dönüşüm öne çıkmaktadır:
i. Ada’nın jeopolitik öneminin artması,
ii. KKTC iç siyasetindeki değişim. Erhürman’ın çizgisi klasik ideolojik kategorilere sığmayan, yeni konjonktürün gerçeklikleriyle uyumlu bir konumlanıştır.
6.1 Uluslararası Düzey
KKTC’nin meşruiyetini güçlendiren yeni bir müzakere mimarisi oluşmaktadır.
6.2 Toplumsal Düzey
Sol tabanın devletçi söylemle uyumlu hale gelmesi siyasal kültürde yapısal bir dönüşümü ifade etmektedir.
6.3 Jeopolitik Düzey
Türkiye-KKTC güvenlik entegrasyonu bölgesel güç mimarisinin bir parçası haline gelmektedir. Kıbrıs artık küresel güç mücadelesinin biçimlendiği alanlardan biridir. Erhürman’ın çizgisi bu dönüşümün en çarpıcı örneğidir.
Türkiye-KKTC bütünleşmesi, bölgesel güvenlik, lojistik, ekonomik sürdürülebilirlik ve güç projeksiyonu açısından stratejik bir zorunluluk haline gelebilir. Bu vizyon, Atatürk’ün Kıbrıs’a dair tarihsel yaklaşımıyla da uyumludur.TEORI Dergisi


